TR EN

İpek Kayaselçuk / 2021-06-03

Fikrimizi değiştirin.

 

Kolonya Osmanlı İmparatorluğu'nda II. Abdülhamid (1876 – 1909) dönemine kadar uzanan eşsiz bir gelenektir. Köklü bir alışkanlık olarak, Türkiye'de misafirlere yemekten veya içeceklerden önce ellerini temizlemeleri ve daha sıcak iklimlerde yaşayanların serinlemelerine yardımcı olmak için kolonya ikram edilir. Kolonya, Türkiye'de saflığın, misafirperverliğin ve cömertliğin sembolüdür. Klasik narenciye kokusu, birçok Türk insanı için nostaljik duyguları ve aile toplantılarının anılarını geri getirir. Fakat çoğu için, kolonya sadece geçmişte böyle sıcak anılarla kalmıştı.

 

Ancak 2019'da koronavirüs pandemisi el dezenfektanı sıkıntısına yol açtığında bu gelenek yeniden hayata döndü.

 

Lifetime ekibi olarak, yeniden hayatımıza giren geleneksel el kolonyalarının neden el dezenfektanlarından çok daha iyi olduğunu dünyayla paylaşmak istiyoruz:

 

1. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarına göre dezenfektan etkisi olması için herhangi bir sıvının en az %70'inin etil alkolden oluşması gerekir. Geleneksel el dezenfektanları %72 alkol içerir. Buna kıyasla, geleneksel Türk el kolonyalarının sıvı hacminin %80'i saf alkoldür. Bu nedenle, el kolonyaları mikropları, bakterileri ve virüsleri öldürmede temizlik sektörüne hakim olan el dezenfektanlarından üstündür.

 

2. Alışveriş merkezlerinde, okullarda, ofislerde, diğer halka açık yerlerde ve hatta kişisel kullanım için büyük miktarlarda satılan el dezenfektanları genellikle hoş kokmaz. Ya ağır bir alkol kokusu ya da tuhaf kimyasal maddelerin kokusu elinizde kalır. Fakat parfümler gibi, el kolonyaları da genellikle hafif ve ferahlatıcı bir kokuya sahiptir. Klasik narenciye ve tütün kokularından bu yana, Tariş gibi kolonya üreticileri, lavanta veya yeşil çay gibi sakinleştirici kokular ve incir veya mandalina gibi lezzetli kokularla daha bir çok varyasyon yarattı. Koleksiyonlarına eklemek üzere canlandırıcı çiçek notaları oluşturmak için aktif olarak çalışıyorlar. Amaçlarının her kullanıcıyı memnun edecek daha geniş bir koku yelpazesi sunmak olduğunu belirtmişlerdir.

 

3. El kolonyaları, kullanımdan sonra el dezenfektanlarının bıraktığı tuhaf, yapışkan hissi asla bırakmaz. Bazı el dezenfektanları, ellerinizi her yere bulaşan sakızımsı, yapışkan, küçük pullarla bırakacak kadar rahatsız edicidir, bu da banyoya koşup ellerinizi yıkamak istemenize neden olur.

 

4. El dezenfektanları sadece plastik şişelerde gelir. El kolonyaları ile plastik veya yeniden kullanımı ve geri dönüşümü daha kolay olan cam tercih etme seçeneğiniz vardır. Sıfır atık hedefleri için bu önemli bir fark yaratabilir. Elle taşınan kolonyalar, pratiklik ve hareket sırasında hafif olması için genellikle plastiktir. Ancak el temizliğinin gerekli olduğu işletmeler, ofisler, kafeteryalar ve daha birçok yer için cam şişelerin plastik şişelerden daha şık bir sunum yapacağından emin olabilirsiniz.

 

5. Mikro boncukları hiç duydunuz mu? Bunlar el dezenfektanları, eksfoliyatörler veya diş macunu tüpleri gibi kişisel bakım ürünlerinde kolayca bulabileceğiniz küçük plastik parçacıklarıdır. Bu mikroplastikler, uzun yıllar boyunca üretim, kullanım ve atılma süreçleriyle çoktan gıda zincirimize girmiş durumda. Son birkaç yılda, birkaç hükümet mikro boncukların kullanımını yasakladı (geç olsun güç olmasın). Yine de geleneksel el kolonyalarında mikroplastikler hiçbir zaman sorun olmadı. Günümüzde üreticiler, süslü el dezenfektanları için mikro boncuklar yerine boya kaplı gliserin boncukları kullanıyor. Ama ülkeniz bir mikroboncuk yasağı getirmediyse, #beadfree akımına katılın ve okyanusun bu küçük ama şeytani düşmanlarını geçmişte bırakın. El kolonyalarını deneyin!

 

Daha fazlasını söylememize gerek var mı?